• DOLAR
    3,4979
    % 0,05
  • EURO
    4,1333
    % 0,03
  • ALTIN
    144,9813
    % -0,21
  • BIST
    108.615
    % 1,32
Çocuğunuza bağımlı değil bağlı olun

Çocuğunuza bağımlı değil bağlı olun

Bağlılık ve bağımlılık sözcükleri tek harf farkla yaşadığımız hayatının gidişatını etkiliyor aslında. Yeri geliyor yalnızlığımızla boğuşurken bir kediye dahi bağlanıyoruz. İnsan psikolojisi bu, kolay değil. İçinde biriktirdiği bir çok sebepten mütevellit canlı veya cansız bir varlığa bağlı, hatta bağımlı hale gelebilir.

Bu canlılar arasından bugünün seçilmişi, anne. Evet, annenin çoğuna bağımlı hale gelmesi durumu.

Şu bir gerçek ki, dokuz ay gibi bir süreyi bütünleşmiş halde yaşamanın verdiği bağ ile anne, babadan daha düşkün olabiliyor çocuğuna. Bazen bir şeylere bağlanmak için en gerekli olan şeyin onu hissetmek olduğunu söyleyebiliriz. Hal böyle olunca anne, bebeği rahmine düştüğü andan itibaren oluşturduğu fiziksel bağ, bebeğini doğurduktan sonra ruhsal bağa dönüşecektir ki bu da bağımlı olma sürecini oluşturur.

Bağımlılığın nasıl oluşuyor

Bebek açısından baktığımızda, doğduktan sonra dış çevreyi tam anlamıyla algılamaya başlayacağı süreye kadar kendisini annesinin bir parçası gibi hisseder. Anne de anneliğin verdiği hissiyatla ona bağlıdır elbet. Ama çocuk dış dünyayı algılamaya başladıktan sonra, annenin de bir birey olduğunu anlamaya başlar aslında.

Bebeklerin, çocukların algılarının ve hayal dünyalarının çok güçlü olduğunu duymuşsunuzdur. İşte her şey bu noktada başlıyor belki. Tam bebeği her şeyi algılamaya başlamışken annenin onun bir an bile yalnız bırakmayışı, ihtiyacı olmadığı zamanlarda bile sürekli ilgisi altında tutması iki tarafı da etkiliyor.

İşte bu anda bağlılık sözcüğü bağımlılığa dönüşüyor.

Gelecekte çocuğunuzu bekliyor

Elbette çocuğu eksik de bırakmak onu yaralayacaktır, ama nihayetinde her şeyin fazlası da zarar.

Bebeğin geleceğe açılan ilk acısı ayrılık hissinin ne olduğunu öğrenememesiyle başlıyor. Sonuçta duygularımız organlarımızla birlikte gelişiyor ve hiç yalnız bırakılmayan bir bebek, büyüdükçe karşılaştıklarıyla bocalayabiliyor.

Bir bebek için ayrılık, belki annesinin ya da babasının diğer odaya 5 dakika uzaklaşmasıdır belki. Ama bunu ona hiç yaşatmamışsan, bir an bile beşiğinde yalnız bırakmamışsan, bebek de bu duyguları yanlış öğrenerek başlayabilir hayata.

İşte bu ilerleyen zamanlarda kendi başına karar verebilmeyi, uzunca bir süre karşıdan karşıya geçememeyi, yaşamaktan korkmayı, daha da ileride ikili ilişkilerinde başarısızlıkları da beraberinde getirecektir.

Peki anne için durum nedir

Bebek açısından olanlar bu,; peki ya anne? Aslında anne için durum biraz daha karmaşık. Muhtemelen çocuk büyüdükçe, dışarı çıktıkça orada başka bir hayatın da olduğunu kavradığında orada bulunma isteğine karşı koyamayacaktır.

Ama uzun zamandır bütün hayatını oğlu ya da kızı olarak şekillendiren annenin hisleri daha karmaşık hale gelecektir. Örneğin oğlu aşık olduğunda yerine geçeceğini zannettiği başka bir sevginin kıskançlığında boğulacaktır ya da kızını bu dünyadan koruma isteği onu zorlamaya devam edecektir.

Bugüne kadar çocuğunun yerine yaşamış anne, artık kaybolmakla kendini bulmak arasında bocalayacaktır. Bütün bunlar annesine fazlasıyla bağımlı çocuğu için de psikolojik bir süreç oluşturur.

Önce kadın sonra anne

Kadın belki toplumun da etkisiyle anne olduktan sonra kimliğinin cinsiyet hanesinde kadın yerine anne yazdığını zannediyor.

Hal böyle olunca kadın artık eşini de dışarıdaki hayatı da ikinci plana alıyor. Tamam elbette çocuğu doğurup hiçbir şey olmamış gibi hayatına dönmesinden bahsetmiyorum ama aradaki o ince çizgiyi sağlam çizmesi gerekiyor kadının.

Çünkü anne olmak, çocuğunun yerine değil, onunla birlikte yaşamaktır. Kadınlığını, kocasını, arkadaşlarını, varlığına şükrettiği daha birçok şeyi unutmadan işte…

Çocuğunuzla kuracağınız ruhsal bağın sizi de çocuğunuzu da ve etrafınızda size dahil olan herkesi de kapsaması; sizi olsa olsa en fazla mutlu etmesi dileğimle…

Damla Karakuş

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?