• DOLAR
    3,7022
    % 0,89
  • EURO
    4,3474
    % 0,46
  • ALTIN
    151,6256
    % -0,52
  • BIST
    107.843
    % -0,60
Gitme seviyorum seni

Gitme seviyorum seni

Koşuşturmayla dolu hayat telaşı, akmayan trafik, kütüphane sessizliğindeki boş vermişlikler, geç kalınan aşklar, erken verilen kararlar, kapıda bekleyen ertelenmiş ayrılıklar… Düzenli bir sıra belirtmeksizin hayatımızda süregelen bu tutumlar bizi aslında hayata bağlayan gerçekler: Umutlar, üzüntüler, sevinç gözyaşları…

Nicedir beni de hayata bağlayan yeni bir duygu var tanıştığım. Ben adına aşk der oldum içimin vazgeçmeyen sesiyle. Ansızın kapımı çalan bu duygu elbette içeri girmek için izin isteme nezaketini göstermedi. Şimdi dağılmış saçlar, sarhoşluktan beter bir bünye haliyle dolaşıyorum caddeleri.

Seviyorum seni; taa işte o zamanlardan beri sanki. Tarihin unutulduğu, tek bir ana takılı kalan zamanlar olur ya hani, onlar gibi. Hatta ve hatta doğduğumda adım okunurken kulağıma, bin bir dua ile fısıldamışlar seni.

Filmler ve aşkımın girdabı

Beni saran bir diğer duygunun adı da, korku. Korku aşkın mayasında var elbet. Selvi Boylum Al Yazmalım’da da sarmaz mı Asya’yı aynı korku?

Filmlerden kopup gelen sahneler döner oldu hafızamda. İçimde büyüdüğün her aşk günü, ben biraz daha korkuyorum galiba. Ama yine de yaşıyorum seni. Halbuki, korkum bir çocuğun sobada ilk kez elinin yanması gibi. Acımın ne denli büyük olacağından habersiz ve bir o kadar da hevesli.

Bir bilsen, gördüğüm kabuslar bile renkli şu sıralar. Dünyanın karanlığı, bir kabusun izlerini taşıyan silüeti bile sevimli gelir oldu bana. Aşk, Asya’nın aşka düştüğü sahneyi tekrar tekrar izleyip yine iç geçirmek gibi akıyor benim uykusuz gözlerimden. Anlıyorum ki, insan hiç fark edemeden düşüyor gökkuşağı vadisine.

Bir düş gördüm içinde sen olan

Her an düşümdesin sen. Bir şömine başında görüyorum bizi gözlerimi kapadığımda. Öyle kadehler, mumlar sarmıyor etrafımızı. Bir elin saçlarımı tel tel ayırıp özenle severken, diğer elinle tuttuğun kitabı okuyorsun bana. Sesinin tokluğunda doyuyorum bu gecelik sana.

Sonra gözlerimi aralıyorum bir ara, sessizlik içinde odamdayım. Zeki Müren’i alıyorum fona. O ‘Ömrümce hep adım adım, her yerde seni aradım’ dedikçe, ben dönüp içimin sessiz odalarına tek tek bakıyorum usulca, seni arıyorum. Bir bakıyorum her odada başka bir sen buluyorum. Seni her odamda tanımak istiyorum.

İçimin sessiz odaları

Biraz önce şömine başında bana kitap okuyan sesin saçlarımda geziniyor şimdi. Mis kokulu saçarlımı taramaya doyamıyorsun. Sanki her dokunuşunla uzuyorlar bir anda. Sımsıkı sarıyorsun beni. Kucağın, inan anne şefkati gibi.

İçim çekile çekile boş sokaklarımdan geçip atıyorum kendimi bir başka odaya çıplak bedenimle. Soluğumun kesildiğini hissettiğim anda nefesini duyuyorum nefesimde. Tüm çıplaklığımızla aşkın kapısında sarılmışız seninle. Tenini hissetmenin huzurunu yaşayarak uyuyorum bütün gece. Sonsuz mutluluk eşlik ediyor bize.

Sancılı uyanış

İçimin en saklı odasında mahrem gülüşlerimi sunduğum senle uyanıyorum sabaha. Sanki kollarındayım hala, anla işte öyle huzurla. Gözlerim hala kapalı, ya gerçekten yanımda değilsen diye korkuyorum açmaya. Bitmesin istiyorum bu uyku. Bütün gün orada öylece yatamayacağımın ayırtına varınca aralıyorum gözlerimi, yoksun.

Nefesin yok, bütün gece beni saran kolların, gülüşün yok. Ruhum bedenimden çekiliyor sanki. İç geçiriyorum bir an. Düşünüyorum da, kiremit taşlarıyla oyunlar kurardım ben kendime boş sokaklarda bir çocuk vakti; ne ara böyle çok sevdim seni?

İçim acıyor. Yorganımı çekip altına saklanıyorum. Belki senden, belki kendimden. Kurtulabilirmişim gibi. Farkındayım, gerçek aşk sınıyor beni, acı eşiğimi ölçer gibi. Bir arada olduğumuz somut zamanları düşünüyorum sonra. Biliyor musun, hep sımsıkı sarılmak istiyorum o anlarda sana, çünkü hep biraz sonra kalkıp gidecek gibi bakıyorsun gözlerime. Bir daha seni ne zaman göreceğimi bilememenin düşüncesiyle öylece kalacağımı hissediyorum sadece.

Mış, miş, muş

Şu aralar en dost bildiğim sesler senden vazgeçmem gerektiğini söyler oldular. Kaptırmamalıymışım sana kendimi fazla. Sanki hiç olmamışsın gibi davranmalıymışım ki çıkıp gelirsen çok mutlu olacakmışım. Bunları yapmazsam fena olacakmış bak sonum. Mış, miş, muş…

Biliyor musun, aslında varsın fena olsun her şey. İnanıyorum ki, şu anda hiçbir şey senin bana tattırdığın duygunun üstünde değil. Sen farkında bile değilsin belki, ama benim kendime yolculuğum oldun. Benden bana doğru uzanan yollarımı buldum seninle. İçimin karmaşık yollarında dolaşabiliyorum artık cesur bir şekilde ve biliyorum ki bu dünyaya değer. Sen nerede olursan benim kuzeyim orası artık.

Komşunun pembesine gerek yok

Sen benim uzun zamanların üstüne aldığım en derin nefessin, bilmesen de. Bugün bütün hücrelerimle sevebiliyorsam ben hayatı seninle, aslında senin en kıymetli tablonum galiba. Beni renklendirmeni bekliyorum sabırla. Biliyorum ki, senin siyahın bile komşunun pembesinden daha iyi duracaktır üzerimde. Sen benim en karanlık renklerimin ışığısın çünkü.

Seviyorum seni. Çok seviyor ve özlüyorum da. Seni özlemek, henüz keşfettiğim romanın en can alıcı cümlesinde içimin ezilmesi gibi. Yırtıcı kuşlar istila ediyorlar kalbimi sanki. Böyle özlem dolu anlarda canın boğazında olur ya hani. İşte nicedir sabahın bir kör vakti uyku uğramamışken henüz, canım boğazımda.

Aşkla sarmalanan ruhumu korkular yalnız bırakmazken, ben sadece gitme istiyorum. Gitme bir oda uzağıma sen. Gidersen ulaştıramam çığlıklarımı ben sana. Sessizce erir, yok olurum kandillerin yakıldığı Eylül akşamlarında.

Gitme. Kapı eşiğimde her gece gölgen bari bırak kalsın. Senden gelecek bir huzurlu uyku terk etmesin beni. Kendime yapacağım her yolculuğun sonu kavuşsun bir güneşli sabaha.

Gitme, çok sevdim ben seni…

Damla Karakuş

Sosyal Medyada Paylaşın:
Sonraki Yazı

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?