• DOLAR
    3,7897
    % -0,22
  • EURO
    4,6738
    % -0,28
  • ALTIN
    161,9910
    % -0,09
  • BIST
    $11.334
    % -1,18
Her fotoğraf aslında konuşur

Her fotoğraf aslında konuşur

Hayatın karesinden bir anlık çekip ölümsüzleştirdiğimiz fotoğraf karelerinin aslında bizimle konuştuğunu düşündünüz mü hiç? Bir düşünün…

Eski fotoğrafınıza baktığınızda size anlattıkları olmasa, o günleri anımsayıp kokusunu duyabilir miydiniz hiç? Size ait olmayan bir fotoğraf karesinin dahi sizi çıkardığı gezileri; yollar yıllar boyu yorulmadan koşuşlarınızı…

Elbette hepsi soyut kavramlar, ama düşünün; iyi hissettirecek. Şimdi seçtiğim şu iki fotoğraftan sonra benim hissettiği hikaye de hemen altında yazıyor. Yukarıdaki fotoğraf da sizin olsun; anlattığı hikayeye kulak verin.

Bileklerinden dövmeli kız

Bileğime nakşedip el üstünde tuttuklarımın hikayesi pek derin içimde. En çok sen bil diye bir kenarda tuttuklarım çıkar gün yüzüne; ah bir baksan sen yüzüme. Bedenimi bir silkelesen her yanı yara bere, her yanı kokunla sana yamalı; aşk dolu. Bileklerimden sana dövmeli bir hayat benim yaşadığım adam…

Bir küçük fanusun içinde sana büyüyen bir fidan kalbim, yeni bir ömre daha merhaba demeye hazırlanan…

Fanusa kapattığım kalbim, artık senin ellerinde…

Flu fil ve görünen kuş

Bir kadının hayat hikayesinde sabah sabah yüreğinden kopanlar olmuş. Yine uyuyamadığı ve uzunluğunu kestiremediği ama çok çok uzun geçtiğini iliklerinde hissettiği bir gecenin ardından kendini pencerede bulmuş. Camı açmış, soğuk havanın içeri girmesine izin vermiş.

Ve bu sabah ilk defa hissetmiş ki, mutluluk o pencerede onu bekliyormuş. Masasına geri dönüp ‘onu’ ne çok sevdiğini düşünmüş. Sanki onu tanıdığı günden beri başka bir düşüncesi varmış gibi hayata dair. Sahi, nerelere kaybolmuş o var olan başka düşünceler… Neyse! Şimdi bunların çok ayırdına varamayacağını farkedip düşünebildiklerine dönmüş. Ve o sabah kendine, kendi gibi bildiğine yazabildikleri şunlarmış…

Sonra mı? Sonrası derin bir sessizlik…

”Bazen hayatında filler bile flulaşır. İşte, tam da bu an belki de mutsuzluk demek… Kırılma noktaları, geceleri kusma nöbetleri, insanlara zoraki gülücükler dağıtmak demek. Ama yine de, Allah koskoca filini alır götürür senden, bırakır da uzaklara, gözyaşlarını hiç düşünmez sanırsın sen. Halbuki, o seni yaratandır. Hiç kıyar mı sana?

İnsan acısının içinde anlayamıyor bazı şeyleri ve aslında yine en güzel acı içinde anlıyor bazı şeyleri. Acı çekerken, canımız öyle yanarken nasıl da olgunlaştığımızı fark edemeden yıllar geçiyor, eskiyor sevdalar. Eskiyor tüm yeniler. Bir ‘sen’ eskime istiyorum halbuki, kalbim kanadı kırık bir kuş gibi pencerende her akşam iş çıkışı; nasıl da çırpınır durur. Sonra fark ediyorum ki, yalnız değilim. Penceremde bir kanadı kırık kuş, mutluluğum olmak için hep yanı başımda. Koca fil gövdesini uzaklaştırsa da mutsuzluk senaryolarında, mutluluk parçacığı filin kalbinden kopan bir kanadı kırık kuş gibi etrafında dolanıyor insanın.

Ve o ‘sensin’… Sen de etrafına baktığında görmeyi bil adam!”

Damla Karakuş

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?